4 Kasım 2013 Pazartesi
"Nasıl bi'şey?"
Yazı konusu önerisini düşündüğümde ne kadar gereği var bilmiyorum ama hiç bir şekilde kurgulamadığım bu yazıma kendimi biraz anlatarak başlamak istiyorum. Konu için başın üstündeki örtüye indirgememek adına "başörtüsü" demek istemezdim fakat, "islami tesettür" tanımıyla da meseleyi anlatamayacak gibiyim. Anladınız siz onu.
Başörtüsü hikayem esasında ilkokul 4 'e dayanıyor. Hatırlıyorum, bir gün bir kaç kız oturmuş büyük meseleler konuşurken ben: "Bu Allah'ın emri ulan! Ben yarın kapanıp geliyorum" minvalinde bir çıkış yapmıştım. Üç arkadaşım da benle gaza gelmiş, ben gece annemin ne yapacağını bilemeyen haline pek anlam veremesem de, ertesi günü başörtülerimizle gitmiştik okula. İlk ders öğretmen beni ciddi bir yüz ifadesiyle çağırıp "bugünlük hadi böyle olsun ama artık böyle gelmeyin sakın, arkadaşlarına da söyle bunu" demişti.Bir günlük tesettür hayatım böylelikle sona ermişti. Şimdi düşünüyorum da başörtüsü yasağından payımı arkadaşlarım arasında ilk önce ben almışım. Garip..
Ortaokulda,dindar bir idari kadronun olduğu özel okulumda, sıkı denetimler yüzünden, kah baş açtırmalar, kah başörtülüleri pencereye dahi yaklaştırmamalar, beden derslerinde hep gittiğimiz halı sahaya bu kızları götürmemeler şeklinde muameleler oluyordu. .Yazın köye gitmiştik, orda anadolu usulü bağlamıştım yemeni vs. ama çok da sevmiştim, dönüşte kapanmış olmayı çok istiyordum. Fakat onların gördüğü gibi "ikinci sınıf insan muamelesi" görmek istemiyordum. Çok kararsız kalmış, fakat ailemin de desteğiyle askıya almıştım bu meseleyi.
Sanırım aktif kapanma çabalarım burada sona eriyor.
Arkadaşlığın en kutsal değer taşıdığı yaşlara denk gelen lise hayatım. Herkesi anlıyor ve seviyordum. Günümüzde sağ-sol tanımlarını sadece din bazında kullandığımız için daha iyi anlaşılacaktır: düşünce ve fikirlerin henüz somutlaşma evresinde olduğu o yıllarda bile sağ-sol tarafların birbirine uzak olduğu yıllar. İki cephenin ortasında, herkesleydim. Hatta dönüp baktığımda bir parça daha sola yakın. Bu evrede, yani yanımda herkesin rahatça konuşabildiği bu zamanda, aslında birbirlerini "hiç tanımamalarından" kaynaklanan garip söylem ve durumlar dolayısıyle bir çok izlenimim olmuştur.
Ne diyordum,
Büyümeye çalışmak. Büyümeye çalışırken her gün olmasa da zaman zaman tuttuğum günlüklerde "bu gece kapanmayı şiddetle istediğim bilmem kaçıncı gece" tariflerine rastlarsınız. Sonrasında her dönüp okuduğumda her biri için "keşke o zaman kapansaydım " dediğim istek cümleleri.
Üniversite 3'ün yazı. Namazlarımı düzene sokmam hasebiyle yanımda etek, başörtü bazen uzun kollu şeyler taşırkenki "ne zorum var acaba?" isyanım kapanma olayımı harekete geçirdi. 4-4 lük bir tesettür olmasa da en azından namazlar kolaylaşır, yarın huzura çıkıp "ben bir adım attım" diyebilirdim.
Ve yılların kendini gerçekleştiremeyen "bilmem kaçıncı geceler"i nihayet muvaffakiyete eriyordu. Gecenin iki buçuğunda kapanmayı şiddetle istedim ve başardım. Çok şükür.
Bu değişimden sonra neler mi oldu? Uzun süredir yapmaya çalıştığım ama başaramadığım bir şeyi sonunda başarmanın verdiği zafer sarhoşluğu, inanamamazlık. Taşan bir mutluluk.
Ve tabii ki, yeni giyim tarzına alışma süreci, hangi kumaşın, nasıl bağlanacağı krizleri. 20 yıl başörtü kullanmamaya alışmış bir kafa, beceremeyen eller. Ama yine de o büyük yardımın hissedilen somutluğu.
Bu başarımdan dolayı taşan mutluluğumu sevinç içinde avuçlarıma doldurup sağcısı-solcusu-ortası her düşünceden olan sevdiklerime kocaman bir gülümsemeyle koştum ve sundum alel acele. Bazılarından (benim için bunun bir başarı olduğunu çok iyi bilmelerine rağmen) sırf görüntüsünü ya da bir şeylerin simgesi olarak düşündükleri için sevmedikleri "türban" yüzünden bozuk tepkiler almamla biraz ayaklarım yere bastı. Bu zamana kadar bana söylenmemiş bazı söylemlerden olsa gerek bazılarının içine işlemiş "üstten bakma" tavırlarıyla tanışıp şoklar geçirdim. Gerçekten çok ilginçtir, bu ele gelen bencilliği kişiden ayırıp kendisine gösteremiyorsun ve bu insanı çok sinirlendiriyor.
Kafasında şekilcilik süzgeci olanlara süzgeçlerinden geçemeyenlerin kendisiyle "aslında" eşit olduğunu anlatmak çok güç.
Daha neler anladım? Açık olsaydım çok daha iyi anlaşacağıma emin olduğum kimselerle tanıştım. Kime göre neye göre olduğu belli olmayan o "tarafsız" görüntümle hiç bir önyargıya- gereksiz mesafeye maruz kalmazken tesettürlü halimle maruz kaldım. Önyargıya bağlı olsa gerek yeni tanıştıklarımda "benden çekinmeler" gördüğümde gerçekten afalladım."Daha dün sizin gibiydim olum, korkmayın lan" diyesim geldi bazı zamanlar.
Eskiden giyimim üzerine moda geyikleri hariç atıp tutmalar kulağıma hiç gelmezken, şimdi giyimimle alakalı kadın-erkek (özellikle de erkek?) sağ-sol vs farketmeksizin, herkesin kendinde bu konuda söz hakkı bulduğunu farkettim. Ve özellikle herkesin bu konuda çok dolu olduğunu.
Hayatıma yeni bir soru girdi: "Kapalı çalıştırıyorlar mıymış?" Bu soruyla başörtülü çalıştırmayan şekilci zihniyetleri neden meşru görmek zorunda bırakıldığımı sorguladım.
Türban lafına , "bone takarsan türban, iğnelemezsen türban değil başörtüsü, önden saçın gözükürse olur, gözükmezse siyasi simge yani türban olur" gibi rezil geyiklerle örnek kapatma modellerinin bile program- haberlere çıkarıldığı zamanlardan beri, o hastalıklı zihniyeti çağrıştırdığı için ayar olurdum. İşte ben "kabul edilen görünümdeyken" bana karşı bu lafı pek kullanma gereği duymazlarmış ki, kapandıktan sonra çok duyar, çok tepki verir oldum.
Ama yine de mutlu oldum lan.
Fakat şu var: tesettürlü olmayışımla tesettürlü oluşum arasındaki o ince çizgiyi öncesinde ve sonrasında diye ayırabiliyor olmam benim suçum değil. Bende "şeklimden" başka değişen bir şey olmadı. Ama sizlerin şekilci zihniyetlerinizde her şey çok çabuk değişiyor. Lütfen biraz sakin olun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Aslinda daha ayrintili bir psikanaliz bekliyordum bu konuyla ilgili ama bu kadari da kafi geldi. En vurucu kisim tesettur oncesi ve sonrasi diye ayırmanın, şekilci zihniyetlerin baskisiyla olduguna parmak basmandı sanırım. Neticede senin adına memnun oldum bacım :)
YanıtlaSilevet tahmin ettim daha ayrıntılı yaklaşmamı isteyeceğini, sağlık olsun :)
YanıtlaSil