10 Mart 2013 Pazar
Lunapark
İsmi söylendiğinde yüzünüzde kocaman bir sırıtmaya sebep olabilecek bir mekan çok azdır. Özel bir anlam ifade edenleri çıkardığımızda hatta belki de yoktur. Ve tabii ki bir yer dışında: lunapark!
Çocukken lunaparka gidecek olma haberini aldığımız zamanki o coşkun sevinci bünyeler atamamış olmalı ki lafı geçtiğinde hala ona yakın bir mutluluk kaplıyor içimizi. Ve o kocaman sırıtmaya sebep olan elbette ki: anılar. Belli bariz anım vs yok aslında ama hafızamda lunapark ile ilgili neler var bende sizle birlikte göreceğim, bir bakalım:
Ben küçük iken birçok çocuk gibi bir lunapark delisiydim. Hatta bence bu konuda ortalamanın da üzerindeydim. Bostancıdaki lunaparka çok yakın oturduğumuz için, en azından ordaki aletlerin hiç birinden korkmuyor, aksine çılgıncasına bir zevk duyuyordum. Çarpışan arabaları balerini sevmezdim. Uçuran, savuran, düşerecekmiş gibi yapan şeylere binmek isterdim hep. Küçük bir adrenalin tutkunu olarak benle beraber bunlara binecek kişi sıkıntısı çekerdim,annem ayağı yere basmadığında tedirgin olurdu, babam severdi ama o da hep olmazdı, kardeş yokluğu burada da kendini hissettirmiş idi.
Hayal meyal hatırladığım bostancıdaki hızlı tren heyecanından sonra benim için lunapark başlığındaki asıl kırılma noktası Tatilya'ydı.(şu an böyle bir yerin olmaması :( ) İlkokul 3 teydim,okulla beraber gitmiştik. Bizim "alabora" dediğimizi hatırladığım alete binmek için bir kaç arkadaş cesaret toplayıp sıraya girmiştik. Yanlış hatırlamıyorsam 1.50 idi boy alt sınırı; benim 1.46 falan çıkmıştı ve ordaki adam "iyi iyi hadi geç" demişti, hatta bu yüzden binemeyen bir kaç kişi olmuştu bizden. Neyse, bi de bilmiyoruz tabi arka sıraya bindik, ön sırada tutunma yeri de varmış arkada omuzdan inen koruma var sadece. (kemer falan yok ekstradan) O zamanlar oldukça zayıf olan ben o korumayla koltuk arasındaki mesafede bir tenis topu misali savrulup duruyordum: yanımdaki kızın bağıra bağıra dua ettiğini diğer yanımdakinin ağladığını falan hatırlıyorum. Ben sanırım sabit durmaya çalışıyor ve nadiren nefes alıyordum. Sonra bi an geldi yüzümüz tam yere bakacak şekilde durduk,insanlar karınca boyutunda, ayaklar sallanıyor falan, öyle baya bi kaldık. Ben bir tereyağ üzerinde düşmeden oturmaya çalışıyormuş gibi hissettiğim için adrenalin seviyem üst sınırına ulaşmışken bahsettiğim ismini de şu an hatırlayamadığım koruma şeysi bir TIK yaptı ve öne kaydı. İşte ilk ölümü o yaşımda, o anda düşündüm varın gerisini siz getirin.
İlkokul bitmiş, ortaokul bitmiş, liseye başlamışız. Lisede de biraz da gitmişiz ama ne kadar gittiğimizi sen daha iyi bilirsin sevgili okuyan insan :D Tuzla sahile yazdan yaza gelen lunaparktaki gondola bu tip bir çok ilkimi eşliğinde gerçekleştirdiğim can Kübra ile binişim.Gondol yukarı çıktıkça "YETEEAARR" diye bağırmalarım, Kübra'nın beni zevkten bağırıyor sanmaları. Yine kendisinin "ayağını ön tarafa daya daha rahat oluyor" tavsiyesi üzerine sağ bacağımın o kadar kasılmaya isyan etmesi üzerine 1 hafta ağrıması. İlk tecrübemden sonraki gondollarda da iflah olmaz bir "kendini bırakan" olmam işin ilginç tarafıydı.
Dersane çıkışı: toplu lunapark kaçışı. Lunaparkta kimse yokken gondolun arkasına sığışan 5 kişiyiz. Hepimizin korkmayan ama korkmayı çok isteyen insanlar oluşumuz dolayısıyle gondolu çalıştıran adamı "BU KADAR MI YEAA, ÇOOOK YAVAŞ BU YAA, DAHA HIZLII, DAHA HIZLII" diye bağırarak kışkırtmamız üzerine durumu adamın kolu hızlıca çekip eğilip yüzümüze bakması kadar çekişme haline sokmamız.O hızla tokamın düşmesi, cebimden para düşmesi havada yakalamamız, darman duman aşağı inmemiz. İşte bu en zevk aldığım gondola binişimdir.
Yine dersaneden bir kızı bir konser akşamı zorla gondola bindirmemiz üzerine yüzünü benim sol boyun-omuz boşluğuma gömmesi ve inene kadar kıpırdatmaması, bizim onu rahatlatmak için ellerimizi bırakıp yıldız tilbenin "yaarr yanına geleceğimm" parçasına coşkuyla iştirak etmemiz, hiç bir faydası olmaması, kızın inince çöpe kusması ve 1 hafta boyunca boynunu sola çevirememesi de pişmanlık duyduğum bir gondola binişimdir.
Yine, yine: Kübra'yla öylesine sahilde bulunduğumuz bir gün hadi gondola binelim dememiz üzerine 2 bilet alacak paramızın çıkışmaması,bunun için yere mendil serip şarkı söylemeyi ciddi ciddi düşünmemiz unutmadığım anlardan. Orda o gondola binmeyi gerçekten çok istemiştik ( ve şimdi düşünüyorum da yapsaydık la kübra. Şimdi istesek de yapamayız, keşke o zaman yapsaydık ve binseydik o gondola) Bu da gerçekleşmemiş en güzel gondola binişimdir.
Lunaparka dair tüm anılarım ve hatırladığım anlarım gondoldan ibaretmiş gibi oldu ama diğerlerinden bahsetmeye gerek duymadım aslında, kamikazeden zaten korkmazdım, tatilyada tren,korku tüneli,su kayağı falan ne bileyim, daha iyisi yapılana kadar en iyisi gondol bence. Mecnun gibi bir kendi kafama kusma anısına sahip olmadığım için de mutluyum ayrıca.
Bu kadar eğlenceli şey anlattıktan sonra gidip ütü yapacak olmamı ne yapacağız şimdi?
Büyümek hiç eylenceli deyil.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder