31 Mart 2013 Pazar

arkadaşlık uzun yolculuk -4-

MEHPARE

Hayatımın en tuhaf anıydı Ahmet'le tanışmamız. Sanki ilk defa kendi varlığımın gerçek anlamını kavramış ve hayattaki ruh eşimi bulmuştum. Bir ruh eşi illaki aşk ve tutku ile bağlanacağınız biri değildir. Karşılıklı ruhsal açlıkları dindirebilir olmak da ruh eşi olmanın tanımına girer. Uzun süreli dostluklar da ruh eşi olmanın bir örneğidir bana kalırsa. Benim hiç arkadaşım olmadı. Babamla ilişkimiz bir arkadaşlığı andırabilecek en yakın şeydi hayatımda. Ancak okul yıllarımda istemeksizin kulak misafiri olduğum muhabbetlerden biliyorum ki arkadaşlık daha farklı, daha sebepsiz bir şey. Bir insanı hiç bir kan bağı, ihtiyaç yahut zorlamanın etkisi altında kalmadan sevmek ve onun için bir şeyler yapmak istemek çok başka bir ilişki şeklidir.

Ahmet'le ilişkimiz o gün başladığı gibi saf duygularla hala devam ediyor. Hiç doğmamış çocuğum, sahip olmadığım kardeşlerim, arkadaşlarım, kaybettiğim anne ve babam hep onun içinde. O benim tek kişilik dünyam, en yakın arkadaşım. İkimizin de tuhaf yalnızlıkları var. Birlikte şiir okuduğumuz yahut şarkı söylediğimiz anlarda bu yalnızlıktan sıyrılıyoruz. Dünyaya daha farklı bir yerden bakabiliyoruz. Ben daha uzun hissediyorum, en yakın arkadaşım 10 yaşında bir çocuk. O daha az kekeme oluyor, şarkılar ve şiirler huzursuz dilini gevşetiyor.

Ahmet bu yaz babasıyla birlikte Avrupa'ya gidiyor. Beni de beraberlerinde götürmek için çok ısrar ettiler ancak yapım itibariyle değişimden vebadan kaçarcasına kaçıyorum. Alışık olduğum bir düzen var. Bahçemde bostanlarım, çiçeklerim var sulanmayı bekleyen, akşamları martılara ve güvercinlere yem atıyorum. Kediler var beslenecek, kitaplar var okunacak ve bir hayat var burada kurduğum. Babamın bana emaneti bu ev ve bahçeyi öyle kolayca terk edip gidebilecekmişim gibi hissetmiyorum. Ahmet epeyce düzeltti konuşmasını. Belki birlikte okuduğumuz şiirlerin faydasıdır, belki de bir arkadaşa derin gönül bağlarıyla bağlanmanın getirdiği rahatlamadır. Ancak bildiğim tek gerçek, bu tuhaf arkadaşlığın bana ve ona kazandırdıklarının anlatılamayacak kertede çok olduğudur.

Arkadaşlık masalsı bir kavram. Kemiyeti değil keyfiyetiyle ölçülüyor. Bazı insanlar arkadaşlıklarına yıllarını verip nihayetinde karşılarında bir yabancı buluyor. Ben inanıyorum ki Ahmet'le geçirdiğimiz şu on ay zarfında o benim, ben onun ruhunu görmüş ve birbirimizin yaralarına merhem olmuşuzdur. Ancak hayattaki her şey gibi bu durum da elbet bir gün değişecektir. Her doğan ölecek, her başlayan bitecektir. İşte o gün gelmeden erken diye nitelendirilebilecek bu vakitte ayrılıyor olmamız beni zannettiğiniz kadar üzmüyor. Beni dengi olarak gördüğü bu zaman diliminde kalmak daha makul görünüyor. 

Arkadaşlık çoğu zaman, sonunun nereye gideceği bilinmeden çıkılan, çook uzun bir yolculuktur vesselam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder